Afiş Tasarımı: Hakkı Mısırlıoğlu
Sevgilim İstanbul Haberleri
SEVGİLİM İSTANBUL'A BİR DAVET DE DANİMARKA'DAN
Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da bu yıl ilk kez Türkiye Sinema Günleri adında bir festival düzenleniyor. Sevgilim İstanbul'a bir davet de bu festivalden geldi. Film 18-30 Mayıs 2007 tarihleri arasında gerçekleşecek olan festivalde Kopenhag'lı izleyicileriyle buluşacak.
SEVGİLİM İSTANBUL BERLİN YOLCUSU
Sevgilim İstanbul bir davet de Berlin'den aldı. Berlin Türk Filmleri Haftası Almanya'nın Berlin şehrinde 18-27 Mayıs 2007 tarihlerinde gerçekleşecek. Sevgilim İstanbul da bu festivalde gösterilecek filmler arasına seçildi.
SEVGİLİM İSTANBUL'UN SOUNDTRACK'İ MÜZİK MARKETLERDE
Sevgilim İstanbul'un özgün film müziği, Kalan Müzik tarafından, CD olarak piyasaya sürüldü. Ünlü Yunan besteci Nikos Kypourgos'un imzasını taşıyan CD'yi filmin vizyona girme tarihi olan 13 Nisan'dan itibaren müzik marketlerde bulabilirsiniz.
SEVGİLİM İSTANBUL'UN GALASINA İLGİ BÜYÜKTÜ
Sevgilim İstanbul'un galası 10 Nisan Salı akşamı Beyoğlu Alkazar Sineması'nda yapıldı. Filmin Yunan başoyuncusu Karyofyllia Karabeti güzelliği ve sempatikliğiyle gönülleri fethetti. Televizyon kanalları yönetmen Seçkin Yasar'la, eser sahibi Nedim Gürsel'le, filmin oyuncularıyla röportaj yapabilmek için yarıştı. Filme emeği geçenler başta olmak üzere, medya mensuplarından, ünlü yönetmenlerden, yazarlardan, sanatçılardan oluşan davetliler, Vanilla'da verilen kokteyle katıldıktan sonra, filmi Alkazar Sineması'nın üç salonunda birden seyretti. Işıklar yandığında üç salondan birden yükselen alkış sesleri bu seçkin topluluğun filmi beğendiğinin işaretiydi.
İTALYAN RAI TELEVİZYONU SEVGİLİM İSTANBUL'UN GALASINDAYDI
Sevgilim İstanbul'un galasına ilgi Türk medyasıyla sınırlı kalmadı. İtalya'nın en çok seyredilen televizyon kanalı olan RAI'nin muhabirleri de kameralarıyla galadaydı. Muhabirler kokteyl sırasında röportajlar yaptıktan sonra filmi izlediler ve onlar da çok beğendiklerini söylediler.
SEVGİLİM İSTANBUL TEL AVİV YOLUNDA
5. Eilat Uluslararası Film Festivali’nden davet alan “Sevgilim İstanbul” filmi, 2 – 5 Mayıs 2007 tarihlerinde İsrail’in Tel Aviv şehrinde gerçekleşecek olan festivalde yarışacak.
SEVGİLİM İSTANBUL ANKARA FİLM FESTİVALİNDE
Sevgilim İstanbul 18. Ankara Uluslararası Film Festivali'ne davet edildi. Film 12-22 Nisan 2007 tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalin Ulusal Uzun Film Yarışması bölümüne katılacak.
SEVGİLİM İSTANBUL UÇAN SÜPÜRGE'YE DE UÇUYOR
Sevgilim İstanbul bir davet de 10. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nden aldı. Festival 10-20 Mayıs 2007 tarihleri arasında Ankara'da gerçekleşecek. Türkiye’de FIPRESCI Ödülü verilen ikinci festival olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde Sevgilim İstanbul, bu ödül için dünyanın birçok ülkesinden gelen diğer kadın yönetmenlerin filmlerinin yanında, "Her Biri Ayrı Renk" adlı bölümde Türkiye’yi temsil edecek. Festival, dünyada bu ödülün verildiği tek kadın filmleri festivali olma özelliği taşıyor.
|
13 Nisan'da Sinemalarda
Yönetmen Seçkin Yasar'ın Film Üzerine Görüşü
Türkiye, faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların yoğun olarak yaşandığı bir ülke. Çoğu çözülemeyen, aksine örtbas edilen cinayetlerin, kayıpların ülkesi. Siyaset-mafya çetelerinin kol gezdiği ülkemiz, biz demokrat ve barışçı bireyler için boğucu, klostrofobik bir yere dönüştü.
Ülkesinde kendisini bir yabancı, bir azınlık olarak hisseden demokrat bir birey olarak ben, bir yabancının gözünden bu atmosferi daha iyi verebileceğimi düşünerek, kahramanımı bir yabancı olarak seçtim.
Kendi ülkesinin yakın tarihinde de benzer bir atmosferi yaşamış ve kökeni İstanbullu Rum olan babasını bu dönemde kaybetmiş olan Yunan İrini, ne tam bir yabancıdır İstanbul'da, ne de olayları kanıksamış tipik bir Türkiyeli. Babasının sürekli anlattığı, hayallerindeki İstanbul'u ve sevgilisini yaşamaya gelmiştir bu kente. Oysa aşkının kayığı, Türkiye'de yaşanan gündelik şiddetin kayalarına çarpar. Tam da, biz Türkiyeli demokrat bireyler gibidir konumu. Damarlarımızda duyduğumuz bu atmosfer Kafkayen bir atmosferdir, ondan bize yansıyan yaşantı ise adeta gerçeküstüdür.
İrini, babasının Albaylar Cuntası tarafından öldürülmesiyle çocukken girdiği psikolojik travma sürecine yabancı bir kentte sevgilinin kayboluşuyla tekrar girer. Kendi hayal sahnesinde yarattığı gerçeküstü halüsinasyonlar ve şehirde sevgiliyi ararken yaşadığı gerilim dolu sürükleniş içinde, İstanbul adeta bir film kişisi olarak kızı içine alır.
Ta ki bu kaotik şehir, bir kara delik olarak, İrini'yi yutuncaya kadar.
|